Binlerce yıldır yemek kültürümüzün büyük bir kısmını oluşturan baklagil ailesi aslında vazgeçilmez geleneksel besin kaynaklarımızın başında gelmektedir. Baklagil bitkilerinin bu yenilebilir tohumlarının kullanımı çok eski çağlarda Akdeniz kıyılarından diğer ülkelere yayılmıştır.
Değişik pişirme yöntemleri ve çok çeşitliliği sayesinde diyet örüntüsünü keyifle sağlıklı hale getiren baklagillerin besin öğesi içeriği de oldukça kıymetlidir. Proteinden oldukça zengin olan kuru baklagiller (nohut fasulye barbunya...) bitki kökenli diğer besinleri bu özellikleri ile geride bırakırlar. Özellikle büyüme çağındaki çocukların ve gençlerin beslenme örüntüsünde bulunması gereken iyi bir enerji ve protein kaynağıdır. Baklagil ailesi sadece protein açısından değil lif içeriği yönünden de zengindir. Doğal lif kaynağı kuru baklagil tüketimi yüksek kolesterol rahatsızlıklarında kolesterol düzeyinin düşmesine yardımcı olabilir.
Son zamanlarda diyetin karbonhidrat içeriği ve karbonhidrat türleri ile ilgili hakkında bir çok görüş ve araştırma tartışılmaktadır. Özellikle artık neredeyse salgın her yaşta ve cinsiyette rastlanılan 'insülin drenci' sorununda diyetin karbonhidrat içeriği büyük önem arz etmektedir. İşte tam da bu noktada özellikle diyabet (şeker hastalığı) ve obesite (şişmanlık) gibi beslenmenin yakından ilintili olduğu hastalıklarda karbonhidrat kaynağı olarak baklagillerin diyet örüntüsünde yer alması iyi bir seçenek olabilir. Kuru baklagiller gerek glisemik indeks değerlerinin düşük olması gerek yüksek lif ve protein içerikleri nedeniyle diyetteki karbonhidrat kaynaklarının masum halini temsil etmektedirler.
Yaz kış her mevsim ve çok çeşitli pişirme yöntemleri kullanılarak diyete eklenebilen kuru baklagillerin haftada 3-4 defa tüketilmesi önerilmektedir. Zeytinyağlı veya etli tüketilebildiği gibi son günlerde kurubaklagillerden elde edilen unların tüketimi de dikkat çekmektedir.